|
|
|
|
|
|
|
İ L
G İ
N Ç
 |
|
Bu
sayfa, yaşamda zor gibi görünen, ilginç ama gerçek olaylara
ayrılmıştır...Paylaşabilirsiniz... |
|
|
|
Angut’un Sadakati |
 |
Herkesin haksız bir
şekilde kullandığı bir ifadedir ‘Angut’. Biri laftan anlamayınca,
boş boş bakınca ya da aptallık edince hemen ‘Angut musun?’ der
günümüzün insanı. Angut’un aslında bir kuş olduğunu bilmeyen bir
sürü insan var ülkemizde.
Özelliği nedir bilir misiniz?
Angut kuşunun eşi öldüğü zaman yanına o anda başka bir yırtıcı
hayvan veya bir insan gelse dahi gözlerini bir dakika bile eşinin
ölüsünün üstünden ayırmadan o da ölene kadar onun başucunda bekler.
İşte bu canlının yaptığı en
büyük ‘Angut’luk budur. Ayrıca bu olay bütün Angut kuşları için
geçerlidir, arada bir görülen bir şey değildir. Dişi olsun erkek
olsun bütün Angut kuşlarının
Çok ürkek bir hayvan olmasına rağmen eşinin ölüsünün başında
bekleyen Angut kuşuna elinizi uzatsanız dahi oradan kaçmaz.
Nihal KURT gönderdi
|
|
|
Bir bardak çay
Bir bardak
çay deyip geçmeyin aslında birçok
gerçegi
gösterir
hayatımızdan bir kesittir.
Çayın Alt Demliği
"KAYNANADIR"
Sürekli Kaynar Durur.
Hatta:
Dikkat edilmezse
TAŞABİLİR
Üst demlik
" GELİNDİR"
Alt demlik kaynadıkça
onunda
Hareketi artar.
Ama Zamanla da
Olgunlaşır ve
Demlenir.... ...
"GELİNİN KOCASI
ise
Bardaktır.
Her iki Çaydanlıktan da
Yeterince Nasibini Alır.
Biraz Kaynana Doldurur onu;
Birazda Gelin...
Bu nedenle de
Denge Unsurudur.
Açık yada Demli çayın Hoşa gitmemesi
Bundandır.... .
"ÇOCUKLAR"
Çayın Şekeridir.
Tat verir.
Çok Şeker
Çayın Lezzetini Bozar..
Şekersiz Çaya alışanlara ise
Bir tanesi bile...
Fazla Gelir.....
"GÖRÜMCE"
ise
Çay kaşığıdır.
Arada Bir gelir;
Karıştırıp Gider.....
"KAYINPEDERE GELİNCE"
o da
" Çay Tabağı"dır.
Çayın Demine, Suyuna Karışmaz;
Bir Kenarda
Lök Gibi Oturur.
Sadece Dökülenleri
Toplar
ve çevreye zarar vermesini engeller.
Ancak;
Ara sıra boşaltılması
gerekir,
Yoksa Taşıp
Herşeyi Berbat edebilir..
"ÇAY SÜZGECİ"
Ailenin Sahip olduğu Değerlerdir.
Aileyi Dış Müdahalelerden Korur.
Delikler Büyük olursa !
Çayın Tadı Kaçar.
Suyu Isıtan
"ATEŞ" ise
HOŞGÖRÜDÜR.
O Olmadan
Çay da Olmaz.
KISACASI
Bir Bardak Çay
"AİLEDİR"
ve
Ağız Tadıyla içilen
Bir Bardak çayın
Üstüne Yoktur.
|
|
|
|
Hamalsan iki şey önemli oluyor senin için:
Yük ve yol!
Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen ücret
konuşabiliyorsun. Aksi olursa, sadece cereme çekmiş oluyorsun!
Yaşlı bir hamalla birlikte yola çıkmıştık bunları düşünmeye başladığımda.
İhtiyarlığına bakmadan kendinden büyük bir yük almıştı. Benim
sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği kadar..
Diyordum ki içimden "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları,
yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!...
Çok geçmeden
dedi ki:"Mola vakti, gel biraz dinlenelim!” "Ne molası!” dedim ona
hayretle; “Ben daha terlemedim bile!” Sözüme aldırmadı; durdu ve
çökerken; "Sen de dinlen, haydi" dedi. Benim canım sıkılmıştı. Genç
olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola
çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir
bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz
bir şekilde ortalıkta dolanıyordum. Devam ettik yola birazdan…
Bir saat kadar sonra yine durdu ve oturup dinlendi.. Sonra yine,
sonra yine.. Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum; artık sabrım taşmak
üzereydi ki; birden dizlerimin bağı çözülüverdi, kayış kolumdan
çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman baygın geçtiğini
bilmiyorum, baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı
da bağlamış! Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim.
Sonra koluma girerek; "Haydi kalk!” dedi, “Bana yaslan; ağır ağır
gider, sonra yine dinleniriz." Yürürken anlatmaya başladı:
"Ben yılların hamalıyım. Nice pehlivan gibi adamlar gördüm; çoğu
dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de
toprağa serdi sonunda.. Unutma ki; yük taşıdıkça ağırlaşır;
dinlenerek yükünü hafifletmiş olursun! Belki günün birinde
hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem ama sen
kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma!
Akşamları bırak ve hafifle, sabah dinlenmiş olarak yeniden taşırsın. Bizim işimiz bu yükü taşımaktır;
altında ezilmek değil!
Gerçek şu ki, hepimiz yaşadığımız hayatın hamallarıyız…
Züleyha Kurt gönderdi
|
|
|
|
Bir kadın ne zaman gider??
İlişkide erkekler sıkıldıklarını
belli ederler. Bu iş yürümeyecek düşüncesini, gözünüze sokarlar.
Önce gereksiz kavgalar başlar. “Sen zaten hep böylesin” cümleleri
yerleşir diyaloglara, “şunu yapmandan nefret ediyorum” alt metni
üstüne, binlerce söz edilir. Elleri ayrılır erkeklerin, televizyon
karşısında el ele oturuşlar biter, herkesin kendi koltuğu vardır ve
artık uyku gelince yatağa gitmek zor gelir. Çoğu zaman kadının
üstüne örttüğü battaniyeyi, sabaha karşı üstünden attığı için,
üşüyerek uyanan adam, sessizce yatağa gider, hiç dokunmadan, çalar
saatini sesini bekler tan vaktinde.
Akşam toplantılar çıkar, seyahatler
girer araya işi müsaitse ve eve gelince, nasılsının yerini alır
yemek mönüsünü sormak. Görev gibi, tatsız ve uzun aralıklarla
yapılan sevişmelerin acısına, ihanet eklenir. Dışarıdaki konuşmaları
kulağına gelir kadının, çocukları için evliliğini yürüttüğünü söyler
herkese adam ve hiç hatayı kendinde aramaz. Kafasına göre birini
bulmadan, bir dala tutunmadan, başka bir tene dokunmadan gidemez
adam, gideni de zordur.Yani, bir erkek ilişkiden gideceğini hem
belli eder, hem bağıra çağıra anlatır. Şiddete varan gece yarısı
kavgalarında, alkol limitini aşmış ve kim bilir hangi hayali aşkı
bırakarak gelmenin kızgınlığını çıkarır, saatlerce beklemiş olan
kadından. Bu kadar basittir, bakarsın yüzüne ve anlarsın ki, o
adamda artık sevgiye dair hiçbir şey kalmamıştır.
Kadınlar böyle gitmez aslında
gidemez. Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin
kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki,
başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik
diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der.
Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar,
maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına
ötelenir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da
sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı
tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık
görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk
sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç
de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden
geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini
bilemez.
Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da
erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o
ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak,
sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı
hala seviyordur.
Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin
hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar
konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir.
Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış
demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri
almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir.
Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse
hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve
geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın
sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta
televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye
çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından,
kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve
asildir.
Nihal KURT
gönderdi
|
|
|
Can Yücel'den
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin
derin...  
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin
serin...
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak güzelim
kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün
dile.  
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine,  
seni
mutlu eden sesi duymak için "alo "de
  
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...      
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil,
görerek bak
Çiçek görürsen kokla  ,köpek
görürsen okşa
  ,
çocuk görürsen yanağından
makas al.   
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,
sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin
çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?  
Ne kadar uzun
zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
yüzünde güller açtıracak.      
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel
olsun..
Yemeğin ne olursa olsun,
masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
vazife yapar gibi hiç
değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbetin yemeğin, kahkahan olsun..
  
hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can Yücel (Köksal gönderdi)
|
|
|
|
Aşk
Sandığımız Yalnızlıklar!
Hadi kavga
edelim! Kırıp dökelim ne varsa ellerimizle yaptığımız. En kolayı bu
değil mi? Parçalamak, bırakmak, en basit ve kolay yol bu. Ne olacak
ki? Biri giderse, diğeri gelir öyle değil mi? Aşkın sadece adı mı
kaldı? Bu kadar ucuzladı mı kalbe sevda satmak? Alış verişe gider
gibi çıkıp gidebiliyor muyuz aşk bulmaya? Her beden ve desende
satılık sevgi var mı? Peki, karşılığında ne ödüyoruz, ruhumuzu mu?
Kayboluyoruz bence, hem de kendimizi bulduğumuzu sanarak. Kadın ve
erkek olmanın tadını bilmiyoruz. Cinsel kimliğimizi ve hakkımızı
bulduk diye dibine kadar kullanıyoruz. Özgürleşmek böyle olmaz ki,
olmamalı!
Seviştiğimiz kişilerin sayısı arttıkça, daha
modernleştiğimizi mi sanıyoruz? Büyük hata!
Aslında aşkın kendisidir özgürlük, kalbi serbest bırakmaktır.
İnsan sevmeyi becerebildiği sürece gerçekten özgürdür. Gecelik
ilişkilerde, geçici ve anlık heyecanlarla biriken, sadece biraz daha
kaybolmaktır. Kaç aşk sandığımız insan bıraktıysak geride, o kadar
artık biriktirmişizdir yüreğimizde, bize acıdan başka fayda
sağlamayan. Her gelenin götürdüğü parçalardan eksik kalan yanımızı,
başka biriyle doldurma çabası ise kalbin etrafını derin bir dehlize
dönüştürmekten başka işe yaramayacaktır. Ne arıyoruz? Gerçekten tam
olarak ne aradığını bilen kaç kişi var? Bir şehri kuşatır gibi
kuşatmış ruhumuzu belirsizlik. Mükemmele mi ulaşmaya çalışıyoruz?
Öyle bir insan olmadığını bilmiyor muyuz? Dönüp kendimize bakmadan,
çuvaldızı başkasına batırarak, eleştirip yererek, herkeste bir kusur
bularak, nereye kadar devam edebiliriz ki? Elimizdeki hikayelerin
aynılığı da mı biraz düşündürmüyor bizi? Kendimizi aşk diye
kandırdığımız her yeni dokunuşla, biraz daha içimizin boşaldığını
göremiyor muyuz?
Bu şehrin bir yerlerinde, tam da bu yazının yazıldığı gece
yarısında, kaç amaçsız ve içi boş sevişme yaşanıyor? Karanlığın,
kayboluşun üstünü örttüğü bu gece sabaha ulaştığında, kaç yastıkta
makyaj izinden başka bir anı kalmayacak? Birbirlerinin adını bile
unutacak kaç insan, şimdi akıllarında belki de başka birinin
hayaliyle vahşice sevişiyor?
Aşkın o güzel yolculuğundan neden vazgeçtik? Neresinde
kırıldık biz hayatın? Üstelik zaman olarak da en çok aşka
yakışacakken! Eskisi gibi zor değil birisi ile karşılaşmak, yalnız
yaşamak ve artık toplum üstündeki bağnaz düşünce yapısından
sıyrılıyorken, çalışıp, sosyalleşip, üreterek büyüyorken daha rahat
değil mi aşık olmak, aşık kalmak? Herkesin istediği anda sevdiğinin
sesini duyabildiği, kısa bir yolculukla her yere ulaşılabilen, hatta
internet, kamera gibi birçok teknolojik donanımla, hasreti, özlemi
giderebiliyorken, asıl şimdi aşka sahip çıkmak, doya doya yaşamak
zamanı değil mi? Bir genç çift yolda el ele yürüyor diye
ayıplanmıyor, yalnız veya boşanmış kadınlar ev kiralayabiliyor, gece
yarısı insanlar sokağa çıkabiliyor, artık mahallelerde namus komşu
delikanlılar tarafından gözetlenmiyorken, insanı bir ilişki
yaşamaktan, sınırsızca aşık olmaktan alıkoyan bir şey yokken, neden
aşkı elimizle itiyoruz? Kayboluyoruz! İçimizde yaşadığımız karanlık
kuyulara başkalarını da çekiyoruz. Hemen ayağa kalkıp
silkelenmezsek, ileride çocuklarımıza bırakacağımız dünyanın hali
hiç de hoş olmayacak. Maalesef aşkı kaybeden bir toplum, tükenmeye
mahkumdur...
Çünkü kalbini kaybeden insan, yaşıyor sayılamaz!
Nihal KURT
gönderdi
|
|
|
DİKKAT...
Herhangi bir şekilde kaybolan kişi; ACIL yada NEREDEYIM yazıp
7777 veya 2222 numarasına mesaj gönderirse, kendisine
BULUNDUGU YER GAYET AYDINLATICI BIR SEKILDE mesaj olarak
gönderiliyor.
Normalde 2sms/4 kontör. Fakat kontörünüz olmasa da mesaj
gönderiliyor. Tüm Ceptelefonu abonelerinin bilmesinde fayda var.
Lütfen mümkün olduğunca dağıtalım. KAYBOLMAK veya en yakın polise,
jandarmaya veya sağlık kuruluşuna acil ihtiyaç olabilir. Hepimizin
başına gelebilecek bir olaydır...
Cep Telefonuna Gelen Cevap Mesaj Örneği;
BULUNDUGUNUZ BOLGE:
Istanbul,Kadikoy,Icerenkoy, Karaman Ciftlik Yolu
caddesi
COGRAFI KONUMUNUZ:
(40 derece 58 dk 44 sn Kuzey, 29 derece 06 dk 22
sn Dogu)
SIZE EN YAKIN NOKTALAR:
Tem Polis Buro Amirligi 103 m
(+902164104113),
Ozel Avicenna Hastanesi 225 m
(+902165741000),
Infotech Bilisim ve Iletisim Teknolojileri .S. 32 m
(+902165740505)
Polis Imdat 155, Alo Jandarma 156, Hizir Acil 112, Itfaiye 110
Nebahat KURT ÇETİN
gönderdi |
|
|
Çatlak Bir
Testi Ne İşe Yarar
Çin''de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın
sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine.. Bu
testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış... Diğeri ise hiç
kusursuz ve çatlaksızmış; ve her seferinde bu kusursuz testi adamın
doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve.
Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak
olanı eve yarım; diğeri dolu olarak varırmış iki sene her gün bu
şekilde geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldururmuş ama evine
vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış...Tabi ki kusursuz,
çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok
gururlanıyormuş. Fakat zavallı çatlak olan kusurlu testi, çok
utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği
için de çok üzülüyormuş. İki yılın sonunda bir gün, görevini
yapamadığını düşünen çatlak testi,ırmak kenarında adama şöyle demiş:
"Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak
nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor.."
Adam gülümseyerek dönmüş testiye; "Göremedin mi?
Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu.
Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok.Çünkü
ben başından beri senin kusurunu, çatlaklığını biliyordum..Senin
tarafına çiçek tohumları ektim.. Ve hergün o yolda ben su
taşırken,sen onları suladın.. 2 senedir o güzel çiçekleri
toplayıp,masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın
olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim" diye cevap
vermiş.
Aslında hepimiz birer çatlak testiyiz Her b
irimizin kendine has
kusurları vardır. Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır
hayatlarımızı ilginç yapan,mükafatlandıran, renklendiren..
Etrafımızdaki her kişiyi,oldukları gibi kabullenin.. Onlardaki
kusurları değil, içlerindeki güzellikleri görelim...
Avni KALAYCI gönderdi
|
|
|
|
2918
NOLU YASAYI BİLMEKTE YARAR VARDIR.
KİMSENİN BAŞINA GELMEMESİNİ DİLERİZ AMA...
DİYELİM
Kİ TRAFİK KAZASI GEÇİRDİNİZ. YARALI VAR,
HASTANEYE GİTTİNİZ.
SİZLERİN 2918 NOLU YASAYI BİLMEDİGİNİZİ
ZANNEDEREK,
'YAPILACAK MÜDAHALE VE TEDAVİ ÜCRETLERİNİ
ÖDEYECEĞİNİZE DAİR ŞU BELGEYİ İMZALAYIN'
TEKLİFİ İLE KARŞILAŞIRSINIZ.... ANCAK SİZ DE
'BU BELGEYİ İMZALAMAZSAM, BANA MÜDAHALE VE
TEDAVİ ETMEYECEĞİNİZE DAİR BİR BELGEYİ
İMZALAYIP GETİRİN.'...
DEDİĞİNİZ ANDA, HASTANENİN BÜTÜN İMKANLARI
SİZİN İÇİN SEFERBER OLACAKTIR.
2918 SAYILI TRAFİK KANUNUNU MUTLAKA OKUYUN.
TÜKETİCİLER BİRLİĞİ, KAZAZEDELERİN HAKLARIYLA
İLGİLİ BİR RAPOR HAZIRLADI.
TRAFİK KAZASI SONUCU YARALANAN VE HASTANEYE
KALDIRILARAK TEDAVİ ALTINA ALINAN
KAZAZEDELERİN, KANUNA GÖRE TEDAVİ İÇİN ÜCRET
ÖDEMEMESİ GEREKTİĞİ BELİRTİLDİ.
KAZA SONUCU YARALANAN VE HERHANGİ BİR
HASTANEDE TEDAVİ GÖREN KAZAZEDELERDEN, BU
TEDAVİLERİNE KARŞILIK HASTANE TARAFINDAN ÜCRET
TALEP EDİLEMEYECEĞİNİN BELİRTİLDİĞİ RAPORDA,
2918 SAYILI TRAFİK KANUNU'NA GÖRE :
''HERHANGİ BİR TRAFİK KAZASI SONUCU YARALANAN
KİŞİ, EN KISA SÜREDE HASTANEYE YETİŞTİRİLMEK
VE GEREKEN TEDAVİNİN YAPILMASI'' HÜKÜMLERİNİ
İÇERİYOR.
YÖNETMELİĞE GÖRE,
'' HASTANE ACİL SERVİSİ, KENDİSİNE GELEN
KAZAZEDENİN'
MADDİ DURUMU, SOSYAL GÜVENCESİNİN OLUP
OLMADIĞINA VE HASTANIN ÖZELLİĞİNE BAKMADAN,
GEREKEN TEDAVİYİ VE MÜDAHALEYİ HERHANGİ BİR
ÜCRET TALEP ETMEDEN YAPMAK ZORUNDA.
BU TEDAVİ SONUCU OLUŞAN MASRAFIN İSE SAĞLIK
BAKANLIĞI, KARAYOLLARI TRAFİK DÖNER SERMAYE
İŞLETMESİ TARAFINDAN KARŞILANACAGININ
BELİRTİLDİĞİ RAPORA GÖRE;
VATANDAŞLARIN HAKLARINI BİLMEDİĞİ İÇ İN
SORUNLAR YAŞANDIĞINI VE HASTANELERİN BU
KANUNDAN BİHABERMİŞ GİBİ GÖZÜKÜP, VATANDAŞTAN
PARA TALEP ETMELERİNİN SUÇ OLDUĞU BELİRTİLDİ.
LÜTFEN TANIDIĞINIZ HERKESE İLETİNİZ.
KAZASIZ GÜNLER DİLEGİYLE...
Nebahat KURT ÇETİN gönderdi
|
|
BİLİM ADAMINA
YAKIŞIR BİR ANLATIM
Kavanoz
ve 2 Fincan Kahve:
Ne zaman hayatında bazı
şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman
24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman kavanoz ve
2 Fincan Kahveyi hatırlayın!
Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde
derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne
büyükçe bir kavanoz alır ve ağzına kadar tenis topları ile
doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;
Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler, Bu sefer
profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl
taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları
kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve
öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da
'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer
kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları
doldurur.
Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar,
Öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.
Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi
alır ve kavanoza boşaltır, Kahve de kumların arasında kalan
boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler!
Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' Diyerek;
Ben 'Bu
kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım'
Der.
Şöyle ki;
Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz,
çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan
şeylerdir.
Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı
doldurur.
O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz,
eviniz, arabanız vs.
Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.
'Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız...' diye, anlatmaya devam
eder, 'çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına (yeterli)
yer kalmaz.
Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi
ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için
vakit kalmayacaktır.
.
Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz
eden
şeylere çevirin. Sizi mutlu edebilecek kişileri
seçin. Çocuklarınızla ilgilenin. Sağlığınıza dikkat edin.
Sevdiğiniz kişi ile yemeğe çıkın. Spor yapın. Evinizin
ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza
yerleştirin. Öncelikleri,
sıralamayı iyi bilin.
Gerisi hep
kumdur.
Bu Ara Bir öğrenci sorar; 'Peki, O iki fincan kahve nedir?'
Profesör gülerek: 'Bu soruyu bekliyordum,Hayatınız ne Kadar dolu
olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan
Kahve içecek kadar yer vardır !!!'
KAHVE İÇTİĞİNİZ
KİŞİ SİZE HEYECAN VERİYORSA ODA ŞEKERİDİR
Nebahat KURT ÇETİN
gönderdi
|
|
|
|
 |
|
|
google
amca yine devrim niteliğinde bir veritabanıyla yabancı dillerdeki
internet sitelerini anında aslına yakın bir şekilde türkçeye (ve
bir çok dile) çeviriyor. bunun için binlerce bilimsel yayının ve
dünya klasiklerinin farklı dillerdeki basımlarını veri tabanlarına
girerek gerçeğe yakın çevirim sağladılar.
bunu yapmak için
http://translate.google.com/translate_t?hl=en# adresine
tıklayın ve okumak istediğiniz yabancı dildeki biir siteyi
kutucuğa yazın. çok kısa bir sürede site türkçeye çevriliyor.
umarız kısa bir süre sonra türkçeden yabancı dillere de çevrim
yapılabilir.
teşekkürler google
amca... :)
Mesut Özdemir
gönderdi
|
|
|
Köksal TOPAL biz Türkler adında bir slayt gösterisi
gönderdi...İsterseniz
klikleyiniz
|
|
|
|
bir görüş...
Elma ve Sarap
Kadinlar agactaki elma gibidir.
En iyileri en ust dallarda bulunur.
Erkeklerin cogu dusup incinmekten
korktuklari icin ust dallara uzanmak istemezler.Onun
yerine yere dusmus curukleri toplarlar cunku onlari elde etmek
daha kolaydir.
Yukaridaki elmalar ise Kendilerinde ararlar
suçu ve Sorarlar, nerede hata yapiyorum diye.
Aslinda gercekten hatasiz ve muhtesemlerdir.
Sadece dogru erkegin ortaya cikip cesaretini ve yuregini toparlayip
o ust dallara ulasmasidir butun olay.
Lutfen bu gercegi iyi elma olan butun
kadinlarla dalindan toplanmis olsalar bile paylasin .
Erkekler ise ...
iyi birer sarap gibidir.
Koruk olarak baslarlar, mayhos
ve tatsiz...
Kadinlar tarafindan canlari
cikana kadar cignendikten sonra ancak bir yemegin yaninda
gidecek kadar tatlanirlar...
Nihal KURT
gönderdi |
|
|
|
Bilginiz olsun ...
Eger bir gün ATM makinelerinden bir
soyguncu tarafindan para çekmeye zorlanirsaniz,
PIN kodunuzu ters girmeniz halinde (Örn. 1234 yerine 4321.. Gibi).
Makine parayi veriyor ancak bu
arada polis de çağırıyor.
Vefa YILMAZ
gönderdi
|
|
|
Günlerin isimlerini kim koymuş?
Haftanın günleri Arapça, Farsça gibi dillerden bize gelmiş.
Anlamları şöyle:
Pazar: Farsça bazar (alış veriş için kurulan yer, Pazar)'dan.
Pazar'ın kurulduğu gün.
Pazartesi: Pazar'ın ertesi günü
Salı: İbranice salis (üç)'ten, haftanın üçüncü gününe denk gelen
gün.
Çarşamba: Farsça cehar-şenbe (dördüncü gün, cehar: dört, şenbe:gün)'den
Perşembe: Farsça penç-şenbe (beşinci gün, penç: beş, şenbe gün)'den
Cuma: Arapça Cem'den Cuma (toplanma, toplantı anlamında) İslam
dininin doğuşundan sonra Müslümanların haftada bir toplanıp toplum
işlerini görüştüğü, birlikte ibadet ettiği toplanma günü.
Cumartesi: Cuma'nın ertesi günü.
Derleyen: Nihal KURT |
|
|
PTT
KARGO, ÇOK FAYDALI BİLGİ...
Kargo
Şirketlerinin sayısı çok fazla , fiyatları da ucuz değil...
Ancak ;Telefonla
PTT KARGO 169 u ararsanız Gelip adresten alınıyor.. Adreste teslim
edilecek kargoların herhangi
bir nedenle teslim
edilememesi halinde alıcı adrese 2. kez götürülüyor.
STANDART KUTULAR
ve Poşetleri ÜCRETSİZ VERİYORLAR... 17 Farklı boyutta ambalaj
seçeneği var..
Ödemeyi POS
cihazıyla
Kredi kartı ile yapabiliyorsunuz. ..
İL İÇİ 1 Kg. a
kadar Adreste teslim 2.TL
İL DIŞI 1 Kg.a
kadar ADRESTE TESLİM 3 TL
Sonraki her 1 Kg.
için İL DIŞI O.50 TL ve İL içi O.25 TL
Toplu
gönderimlerde ayrıca indirim var..
Kargonuzun
takibini 444 1 788 veya
www.ptt.gov.tr internetten
izliyorsunuz. ..
Ayrıca kargonuzun tesliminde bilgi SMS veya e-posta yoluyla size
ÜCRETSİZ iletiliyor.. . Özel Günler (Bayramlar, yılbaşı, anneler,
babalar, sevgililer vb. gününden 5 gün öncesinde verilirse % 10
indirim uygulanır... Sigorta
yapılır...)
DİLERSENİZ V.İ.P
24 SAAT İÇİNDE ADRESE TESLİM EDİLİR...
TÜRKİYE DE 1 GÜNDE
TESLİM...
Detay www.ptt.gov.tr
Aysel BAKTIR
gönderdi
|
|
|
AVEA, TURKCELL VE VODAFON KULLANANLAR
Cep Telefonunuzdan hemen ##002# yi tuşlayın arayın.
( Ekranınıza aktarma iptal diye bir yazı gelecek)
Böylece yönlendirmeyi kaldırmış olun..
Yoksa size ulaşamayan herkesten bir kontör düşecek ...
Ve bu mesajı AVEA, TURKCELL ve VODAFONE kullanan herkese
gönderin.
Göndermezseniz siz aradığınızda sizden de kontör düşecek.
Dinlediğiniz 1 sn.lik 'Aradığınız kiş iye ulaşılamıyor'
mesajı için bir normal arama karşılığı ücretlendiriliyorsunuz!
İşin garip olan bir başka tarafı, Normal AVEA, TURKCELL ve
VODAFONE hatlarında default (fabrika çıkışı) olarak ayarlı bir
telesekreter yokken, herkeste bu telesekreter otomatik olarak
ayarlı geliyor.
Yani sizin hiçbir şeyden haberiniz yokken böyle bir uygulama
yapılıyor.
Arkadaşınızı aradınız ve ulaşamadınız mı? Hemen 1,5 kontör.
İki dakika sonra yine mi ulaşamadınız bir 1,5 kontör daha... Kimsenin
böyle bir uygulamadan haberi yok, herkes diğer operatörlerde
olduğu gibi aranılan telesekreterin bedava olmasını bekliyor.
Bu olayı iptal ettirmek
ise trajikomik;
AVEA, TURKCELL ve VODAFON' u arıyorsunuz, durumu anlatıyor ve
'uyanık' olduğunuzu gösteriyorsunuz, onlar da size AVEA,
TURKCELL ve VODAFONE hatlı telefonunuzdan ##002# yi aramanız
durumunda telesekreterin kaldırılabileceğini anlatıyorlar.
|
|
|
|
şu hayatta neler öğrendik
|
|
|
|
ULUSLARARASI ACİL NUMARA:
112Eğer telefonunuz kapsama alanı dışıdaysa ve
acil bir durum var ise, 112'yi çevirin. Varolan herhangi bir network
bulunup, yardım isteyebilirsiniz. Daha enteresanı, tuş takımınız
kilitli
olsa dahi, 112 çevrilebilir.
EĞER UZAKTAN KUMANDALI ARAÇ ANAHTARINIZI ARACINIZDA KİLİTLİ UNUTURSANIZ:
Aracinizin yedek anahtari baska birinde varsa, aradaki mesafe
ne olursa olsun, o kisiyi cep telefonunuzla arayin. Aracinizin
kapisina 25-
30 cm uzakta cep telefonunuzu tutun, karsi taraf da yedek anahtarin
acma
dugmesine(cep telefonuna yakin bir mesafede tutarak) basin. Kapiniz
acilacaktir ve Bagaj icin de gecerlidir.
GİZLİ PİL GÜCÜ :
Eger cep telefonunuzun pil seviyesi çok düsükse ve acil bir
telefon bekliyorsaniz; Nokialar, rezerve pile sahiptir. *3370#
tuslarına
basarak, telefonunuzu, rezerv pille çalisir hale getirebilirsiniz.
Cihaziniz pil seviyesinde %50 artis gösterecek ve telefonunuzu sarj
ettiginizde, rezerv piliniz de tekrar dolacaktır.
444 0 911
Turkiye'deki tum hastaneler ayni numarada birlesti.Acil
durumlarda 444 0 911 numarali telefon hattini arayan vatandaslar, en
yakin
hastaneye en hizli sekilde ulasabilecek, ilgili hastaneden ambulans
aninda
yola cikacak.Cep telefonundan aranma durumunda ise oturulan sehrin
alan
kodu ile birlikte 444 0 911 numaralı hat aranacak. Ornegin cep
telefonundan
(0212) 444 0 911 numarayi arayan vatandas, Istanbul'da, kendisinin
bulundugu noktaya en yakin hastaneye en hizli sekilde ulasabilecek.Sabit
telefonla aramada ise herhangi bir kod cevirmeden direkt 444 0 911
aranacak. Bu telefon arandiginda kisiye en yakın hastaneden ambulans
olay
yerine gönderilecek.
|
|
|
|
Merhaba
arkadaşlar
Köyde evimizin yan tarafında bir değişik böcek gördüm. Çok
değişik bir böcek ilk defa gördüm fotorafını çektim.Sizlerle
paylaşmak istedim. Sevgilerimle
güler ipek |
 |
|
| |
|
Eşeğin kurtuluşu...
Günlerden bir gün, köylerden birinde, bir adamın eşeği kör
kuyulardan birinin içine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer diye
sormayın. Eşek bu, düşmüş işte.
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranmış,
anırmış, sesini duyurmaya çalışmış. Derken eşeğin sahibi gelmiş
kuyunun başına.
Bakmış zavallı eşek kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor. Üstelik
de yaralı. Bir hal çaresi düşünürken bir koşu gidip köylüleri
yardıma çağırmak gelmiş aklına.Ne yapsak, ne etsek de şu eşeği
kuyudan çıkarsak derken, bakmışlar ki hayvan zaten yaralı, belki de
kırık çıkığı da var, çok acı çektiği de belli, artık kurtarılsa da
işe yaramaz düşüncesiyle çıkarmaktan vazgeçmişler ve üzerini
toprakla doldurmaya karar vermişler. Herkes eline geçirebildiği ne
varsa başlamışlar kuyuyu toprakla doldurmaya.
Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları her seferinde silkinerek
üzerinden atmış. Onlar yukarıdan atmış, eşek silkelenerek her
defasında toprağı altına almış.
Derken, ayaklarının altına aldığı toprak
sayesinde her defasında biraz daha yükselmiş ve giderek yukarıya
çıkmaya başlamış eşek. Köylüler de şaşırmışlar hayvanın giderek
yükselmesine. Onlar atmış eşek yükselmiş derken neticede hayvan
yukarıya çıkmayı başarmış.
Feriha Bektaş gönderdi
|
| |
Trafik
kazası... Hastane...Para ödememek...
·
2918 sayılı Trafik Kanunu'na göre, Trafik kazası neticesinde
yaralanarak hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınan
kazazedelerin hastane ücreti ödememeleri lazım.
·
Ancak şuna dikkat edilmeli; Hastaneye getirildiğinizde size veya
yakınlarınıza 'yapılacak müdahale ve tedavi ücretlerini
ödeyeceğinizi taahüt eden' bir vesika imzalatmak isteyebilirler.
·
Bunu imzalarsanız, bedava tedavi hakkınızı kaybedersiniz.
·
Böyle bir vesikayı imzalamanızı istedikleri zaman şu teklifte
bulunun; 'Eğer ben bu vesikayı imzalamaz isem, bana müdahale
etmeyeceğinizi ve beni tedavi etmeyeceğinizi bildiren bir
vesikayı, hastane adına tanzim edip bana verir misiniz?'
·
Göreceksiniz bunu talep ettiğiniz anda, hastane yetkilileri, sizin
2918 sayılı kanunu bildiğinizi anlayıp, hastanenin bütün
imkanlarını sizin için, bedava olarak, seferber edeceklerdir.
·
Toparlayalım: Hastane acil servisi, kendisine gelen veya getirilen
kazazedenin maddi durumu veya sosyal teminatının olup olmadığına
bakmadan icap eden müdahale ve tedaviyi bedava olarak yapmaya
mecburdur.
·
Bu tedavi neticesinde meydana gelen masraf, Sağlık Bakanlığı
Karayolları Trafik Döner Sermaye İşletmesi tarafından
karşılanacaktır.
·
Böyle durumlarda hastanelerin kazazedelerden para talep etmeleri
bir suçtur.
Hepinize kazasız, belasız günler, yolculuklar temenni ederim.
Köksal TOPAL gönderdi
|
| |
Öğrenilmiş Güçsüzlük'...Ana
babalara...
Bir laboratuarda deney
yapılıyor. İçinde bir büyük ve çokça küçük balığın olduğu kocaman
bir akvaryum konuyor.
Haliyle, büyük olan acıktıkça küçükleri yiyor... Daha sonra
akvaryumun ortasına dikey bir cam yerleştiriliyor, böylece akvaryum
ikiye ayrılıyor. Büyük balık bir tarafa küçük balıklar da diğer
tarafa yerleştiriliyor. Büyük balık cam bölmeyi geçmek ve küçük
balıkları yemek için defalarca deneme yapıyor. Bu durum tam 28 saat
boyunca sürüyor. 28 saatin sonunda büyük balık artık diğer tarafa
geçmek için mücadele etmeyi bırakıyor.
Deneyin sonunda cam bölme
kaldırılıyor. O da ne!!! Büyük balık küçükleri yemek için hiçbir
hamle yapmıyor. Saatler geçtiği hâlde onları yemediği görülüyor.
Buna psikolojide 'Öğrenilmiş Güçsüzlük' deniyor.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İstatistiklere göre bir çocuk
ergenlik yaşına gelinceye kadar ortalama 148.000 defa anne
babasının, 'yapma; elleme, dokunma,' gibi sözlerini
duyuyormuş. Böyle olunca da çocukta büyüyünce 'yapamama', 'edememe'
özellikleri gelişiyor ve özgüvenini yitiriyor.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Değnekten At
İki çocuklu bir aile hafta sonunu
piknik yaparak geçirmeye karar verirler.
Piknik yerine vardıklarında anne yemeği
hazırlarken, çocuklar babalarıyla birlikte yürüyüşe çıkar. Uzun bir
yürüyüşten sonra oldukça yorulan küçük çocuk yalvarırcasına bakan
gözlerle, 'Babacığım çok yoruldum. Lütfen beni kucağında taşır
mısın?' der.
Baba; 'Ben de yorgunum oğlum'' der demez
çocuk ağlamaya başlar. Baba tek kelime etmeden ağaçtan bir dal
keser.
Dalı bıçakla biçimlendirip, çocuğa zarar vermeyecek biçimde yontar.
Sonra dalı oğluna verir. 'Al oğlum, sana güzel bir at' der.
Çocuk sevinçle dal parçasından yontulmuş ata biner ve sıçrayarak,
ata vurarak annesinin yanına doğru gitmeye başlar. Babasını ve
ablasını geride bırakmıştır bile...Baba gülerek kızına: 'İşte yaşam
budur kızım. Bazen zihnen ya da bedenen kendini çok yorgun
hissedeceksin. İşte o zaman kendine değnekten bir at bul ve neşe ile
yoluna devam et.
Bu at, bir arkadaş, bir şarkı, bir
çiçek, bir şiir yada bir çocuğun tebessümü olabilir.'
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Değnekten atınız hiç eksik
olmasın...
Nebahat KURT gönderdi
|
| |
TANRININ KAHVESİ
Bir grup kariyer yolunda ilerleyen yeni mezun,
eski üniversitelerindeki profesörlerini ziyaret için
bir araya gelirler. Sohbet, sonunda işin ve hayatın
stresinden şikâyetleşmeye döner. Misafirlerine kahve
ikram etmek isteyen profesör mutfağa gider ve yanında
büyük bir termos içinde kahve ve porselen, plastik,
cam, kristal olmak üzere değişik tarzda ve ucuz
görünenden, pahalı ve hatta çok özel olanlarına
kadar değişik kahve bardakları ile gelir.
Herkes bir bardak secince, profesör şöyle söyler :
' Fark ettiyseniz, tüm pahalı
görünen bardaklar alındı ve geriye ucuz görünümlü,
sade bardaklar kaldı. Kendiniz için en iyi olanı
istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve
problemlerinizin kaynağı aslında. Emin olun ki,
bardağın kendisi kahvenin kalitesine hiç bir
şey katmaz. Çoğu zaman,
sadece daha pahalıdır ve hatta bazı
durumlarda da içtiğimizi saklar. Hepinizin aslında
istediği kahveydi, bardak değil, ama bilinçli olarak
en iyi bardaklara yöneldiniz ve sonra
birbirinizin bardağına bakmaya başladınız. Sunu bir
düşünün: Hayat kahvedir. Is, para ve
toplumdaki konumunuz da bardaklar. Onlar hayati tutmak
için sadece araçlardır ve seçtiğimiz bardak
yasadığımız hayatin kalitesini belirlemediği
gibi değiştirmez de.
Bazen sadece bardağa
odaklanarak Tanrının sunduğu kahvenin tadını çıkarmayı
unuturuz. Kahvenizin tadına varın!
*En mutlu insanlar her şeyin en iyisine
sahip değildirler. Sadece her şeyin en iyi şekilde
tadını çıkartırlar.*
Nebahat KURT ÇETİN
gönderdi
|
| |
|
ESNEMEK
Esnemek, beyni serinletiyor ve daha randımanlı çalışmasını sağlıyor.
Esnemenin birincil amacının beyin sıcaklığını kontrol altına almak
olduğunu açıklayan araştırmacılar, ortaya çıkan bulguların uykudan
önce ve sonra niçin esnediğimiz, niçin belirli hastalıkların
esnemeye yol açtığı, burundan nefes aldığımızda ve alnımız
serinleyince esnemenin niçin durduğu gibi esneme hakkındaki çeşitli
sırları çözdüğünü belirtiyor Binghamton Üniversitesi Biyoloji
Bölümü'nde araştırmacı Andrew Gallup, "Beyin bilgisayarlar gibidir.
Serinlediği zaman daha iyi çalışır. Esnemek de beyni serinletiyor ve
dolayısıyla daha randımanlı çalışmasına yol açıyor. Başka bir
deyişle esneme bilgisayarlardaki fanın işlevini görüyor." dedi.
Gallup ve meslektaşları Michael Miller ve Profesör Anne Clark,
papağanlarda esnemeyi analiz ettiler. Avustralya'da yaşayan bu
papağanlar nispeten daha büyük beyine sahipler. Yeni bulgular aynı
zamanda yorgun insanların niçin sık sık esnediğini de açıklıyor.
Yorgunluk ve uykusuzluğun esnemeyi harekete geçirerek beyin
sıcaklığını artırdığı görüldü. Esnemenin beynin uyku halinden
uyanıklık dönemine geçerken bu geçici hallerini kolaylaştırdığı
görüldü.
Nihal KURT gönderdi |
| |
|
| |
|
|
anasayfa
|
belediye
| tüyad
|
muhtarlıklar
| müze
projesi
|
halk
kütüphanesi |
türkelli kitabı
| |
|